Madde 1 - Bu Kanunun amacı, Devlet
sırrının ve niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgi ve belgelerin
tanımı, mahiyeti, hangi makam ve kurullarca oluşturulacağı ve korunacağı, bu
bilgi ve belgelerin yargı organlarına hangi hâllerde gönderileceği ve
yükümlülüklere ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.
Kapsam
Madde 2 - Bu Kanun, Devlet sırrı ve niteliği itibariyle
gizli kalması gereken bilgi ve belgelerle ilgisi bulunan bütün kamu kurum,
kuruluş ve kurulları ile gerçek ve tüzel kişileri kapsar.
Madde
3 - Devlet
sırrı, yetkili bulunmayan kişilerce hakkında bilgi sahibi olunması hâlinde,
Devletin güvenliği, millî varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni ve dış
ilişkilerini tehlikeye düşürebilecek her türlü bilgi ve belgelerdir.
1.11.1983
tarih ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı
Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen görev ve faaliyetlerle ilgili olan bilgi ve belgeler birinci fıkra
kapsamındadır.
Gizli
kalması gereken bilgi ve belgeler
Madde
4 – 3 üncü madde kapsamında olmayan
ancak niteliği itibariyle gizli kalması gereken, askerî makamlar
tarafından tesis olunan savunma ve askerî konulara ilişkin işlemler, Devlet
çapında veya kendi görev alanlarında istihbarat çalışmaları yapan kamu kurum ve
kuruluşları tarafından yürütülen
istihbarata dair görev ve faaliyetler, açıklanması ya da zamanından önce
açıklanması hâlinde Devletin ulusal ekonomik politikasının yürütülmesine zarar
verecek veya haksız rekabet ve kazanca sebep olacak bilgi ve belgeler ile diğer
yetkili makamların faaliyetlerine ilişkin olarak özel kanunlarında gizli olduğu belirtilen
bilgi ve belgelerdir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin müttefiki olan yabancı ülkelerin ve dahil olduğu ittifaklar ile taraf olduğu uluslararası antlaşmaların gizlilik derecesi verdikleri bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu görevlilerine intikâl ettirildiğinde aynı gizlilik derecesine sahip olurlar.
Devlet
sırrını belirleme yetkisi
Madde
6 - Aşağıda
belirtilen makam ve kurullar kendi görev alanlarında Devlet sırrını belirleme
yetkisine sahiptirler.
a) Cumhurbaşkanlığı,
b) Bakanlar Kurulu ve
Bakanlıklar,
c) Genelkurmay Başkanlığı,
d) Millî Güvenlik Kurulu ve
Genel Sekreterliği,
e) Misyon Şefleri,
f) Millî İstihbarat Teşkilâtı
Müsteşarlığı.
Yukarıda sayılan makam ve
kurulların yetkili kıldığı amirler, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kendi
görev alanlarına ilişkin konulardaki bilgi ve belgelere Devlet sırrı niteliği
verebilirler. Ancak, belirleme
tarihinden itibaren yedi gün içerisinde onay alınmaması hâlinde Devlet sırrı
niteliği kendiliğinden ortadan kalkar ve niteliği itibarıyla taşıması gerektiği
gizlilik derecesi yetkili makam ve kurul tarafından belirleninceye kadar
“gizli” gizlilik derecesine göre işlem görür.
Gizli kalması gereken bilgi
ve belgeleri belirleme yetkisi
Madde 7 – 6 ncı maddede sayılan makam
ve kurullar ile 4 üncü maddede ifade edilen kamu kurum ve kuruluşları, aynı
maddede gösterilen işlem ve faaliyetleri ile ilgili bilgi ve belgelere “gizli”
gizlilik derecesi vermeye yetkilidirler.
Süre
Madde 8 – 5 inci maddede belirtilen
gizlilik dereceleri süreli veya süresiz olarak verilebilir. Süreli verilen
gizlilik derecelerinin süreleri üzerinde belirtilir.
Gizlilik dereceleri veya
süreleri bunları vermeye yetkili mercilerce veya üst mercilerince her zaman
değiştirilebilir veya kaldırılabilir. “çok gizli” ve “gizli” gizlilik derecesi
verilen bilgi ve belgeler bu niteliklerini muhafaza edip etmediklerini tespit
amacıyla en geç iki yıllık sürelerle
gözden geçirilir. Bu niteliklerini kaybettiği tespit edilen bilgi ve
belgelerin gizlilik dereceleri değiştirilir veya kaldırılır. Aksine karar alınmadığı takdirde, gizlilik
dereceleri, verildiği tarihten itibaren, “çok gizli” gizlilik dereceli bilgi
ve belgeler otuz yıl, “gizli” gizlilik
dereceli bilgi ve belgeler on yıl
sonunda bu niteliklerini kaybederler.
5 inci maddenin ikinci
fıkrasında belirtilen hâllerde süreler yönünden de karşılıklılık esası
gözetilir.
Yükümlülük
Madde 9 - “Çok gizli” ve “gizli”
gizlilik dereceli bilgi ve belgeleri herhangi bir şekilde elde eden kişiler, bunları
derhâl en yakın mülkî amire veya kolluk kuvvetleri makam ve mercileri ile
yurtdışında misyon şeflerine teslim etmek veya bildirmekle yükümlüdürler.
‘’ Çok gizli’’ ve ‘’ gizli’’
gizlilik dereceli belgelerin,ilgili kamu kurum,kuruluş ve kurulları mensupları
ile diğer gerçek ve tüzel kişilerin organları tarafından,korundukları yerlerden
alınması ve özel amaçlarla saklanması caiz değildir.
Bu bilgi ve belgeleri alan
makam ve merciler bunları geciktirmeksizin ilgili makama iletmekle
yükümlüdürler.
Madde 10 - Yargı organlarınca talep
edilen “çok gizli” gizlilik dereceli bilgi ve belgeler, bu Kanunun 6 ncı
maddesinde belirtilen mercilerce gerekçesi belirtilmek suretiyle
verilmeyebilir. Yargı organı tarafından bu gerekçe yeterli görülmediği
takdirde, ilgili mercilerin en üst amirine müracaat olunabilir. İlgili
mercilerin en üst makam ve kurulunun söz konusu bilgi ve belgeleri vermeme
hususundaki kararı kesindir.Bu durumda,yalnızca verilmeyen bilgi ve belgelerle
bağlantılı olan ilgili hakkındaki isnat, yetkili yargı organı tarafından
dikkate alınmaz.
“Gizli” gizlilik dereceli
bilgi ve belgelerin yargı organlarınca talep edilmeleri hâlinde gönderilmeleri
esastır. Bu bilgi ve belgeler, 7 nci maddede belirtilen mercilerce gerekçesi
açıklanmak suretiyle yargı organlarına gönderilmeyebilir. Ancak gönderilmeme
gerekçesi yargı organınca yeterli bulunmadığı takdirde bu bilgi ve belgelerin
gönderilmesi zorunludur. Gönderilen bilgi ve belgelerin taraflara incelettirilip
incelettirilmemesi hususu, ilgili kanun hükümlerine tâbidir.
Türkiye Cumhuriyetinin
güvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletler ile uluslararası
kuruluşlara ilişkin bilgi ve belgeler birinci fıkra hükmüne tabidir.
3
ve 4 üncü maddeler kapsamına giren gizlilik dereceli belge ve bilgileri ilgili
kamu kurum, kuruluş ve kurul mensupları görevin gerektirdiği haller dışında
alamaz ve saklayamaz.
“Çok gizli” veya “gizli”
gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin ait oldukları veya gönderildikleri kurum,
kuruluş ve yargı organlarında fiziki korunmalarının usul ve esasları
yönetmelikle tespit edilir.
Madde 12 – Fiilleri ayrıca bir suç
teşkil etmediği hâllerde, bu Kanun kapsamına giren “çok gizli” veya “gizli”
gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin, her ne surette olursa olsun teslimine,
bildirimine, yetkisiz kişilerce elde edilmesine, açıklanmasına, korunmasına
veya saklanmasına müteallik tedbir veya yükümlülükleri ihlâl edenler hakkında
bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fiiller, tüzel kişilerin
yetkili temsilcileri tarafından işlendiği takdirde, bunlar da aynı şekilde
cezalandırılmakla beraber, tüzel kişi hakkında da on milyar liradan yüz milyar
liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.
Birinci fıkrada yazılı
fiillerin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu tatbikinde memur sayılanlar tarafından
işlenmesi hâlinde, fail hakkında ayrıca muvakkaten veya müebbetten memuriyetten
men cezası verilir. Fiilin özel hukuk tüzel kişilerince işlenmesi hâlinde ise,
tüzel kişilerin faaliyetlerinin bir yıldan beş yıla kadar durdurulmasına karar
verilir.
Fiil, failin taksiri
sonucunda meydana gelmiş ise, birinci fıkrada yazılı cezalar yarı oranında
indirilir. Bu hâlde ikinci fıkrada yazılı cezalara hükmedilmez.
Madde 13 -
Bu Kanunun
uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı
ay içerisinde Başbakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle gösterilir.
Yürürlük
Madde 14 - Bu Kanun yayımı tarihinden
altı ay sonra yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 15 - Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
Tarihsel gelişmeler, yönetimde
gizliliğin uzun süre egemen olduğunu, günümüzde ise şeffaflığın önem
kazandığını göstermektedir. Toplumsal denetim ve katılımın artırılması
bakımından, kamu alanındaki sır kavramının yeni ve çağdaş bir anlayışla ele
alınmasında zorunluluk bulunmaktadır. Demokratik ülkelerde bilgi edinme
özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bağlamında vazgeçilmez
haklardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu hak, birçok demokratik ülkede
anayasal haklar arasında yer almıştır. Şeffaflık uluslar arası düzeyde ilk kez
Birleşmiş Milletler Evrensel Bildirisinin 19 uncu maddesinde iletişim özgürlüğü
alanında ifade edilmiştir. Birleşmiş Milletler 1000 Yıl Bildirgesi(Eylül 2000)
ve Avrupa Temel Haklar Şartında da(Ekim 2000) belgelere ulaşma özgürlüğü,
halkın bilgi alma hakkını güvence altına alma ödevinden söz edilmektedir. Bilgi
edinme hakkının sınırı ise, Devlet sırrı ve bu bağlamda niteliği itibariyle
gizli kalması gereken bilgilerdir. Bilgi edinme hakkı konusunda gerekli
kolaylıkları ve şeffaflığı sağlamak, gereksiz gizlilik kültürüne son vermek
yönünden Devlet sırları ve gizliliği alanının açık bir biçimde düzenlenmesinde
yarar bulunmaktadır.
1982
Anayasasının 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düşünceyi açıklama ve yayma
hürriyetinin hangi amaçlar için sınırlandırılabileceği belirtilirken,
amaçlardan biri “Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin
açıklanmaması” olarak gösterilerek devlet sırlarından söz edilmiştir. Yine 28
inci maddenin beşinci fıkrasında Devlete ait gizli bilgilere ilişkin her türlü
haber veya yazı yazanların, bastıran ve basanların, bunları başkalarına
verenlerin bu suçlara ait kanun hükümleri uyarınca sorumlu tutulacakları
açıklanmıştır.
Anayasadaki bu maddeler
dışında çeşitli kanun ve düzenleyici işlemlerde de Devlet sırrı ve gizliliğiyle
ilgili hükümler yer almakta ise de, bu hükümlerde Devlet sırlarının hangi usul
gereğince belirlenip belirtileceği, hangi hususların Devlet sırrı teşkil
edeceği, Devlet sırrı olgusunu belirlemeye yetkili makam ve mercilerin
hangileri olduğuna dair yeterli açıklığa rastlanmamaktadır. Bu nedenle Türk
Ceza Kanununun konuyla ilgili hükümlerinin uygulanmasında zorluklarla
karşılaşıldığı gibi, basın ve yayın araçlarıyla Devlet sırrı niteliğindeki
konulara ilişkin olarak yapılan yayınlar sonucu Devletin güvenliği, iç ve dış
siyasal yararları bakımından ciddi tehlikeler ortaya çıkmaktadır.
Devlet
sırları ve gizliliğiyle ilgili olarak mevzuattaki bu yetersiz düzenlemeler,
konunun bir özel yasada ayrıntılarıyla düzenlenmesini gerekli kılmaktadır.
Ayrıca, günümüzde Avrupa Birliği mevzuatıyla uyum sağlamak, şeffaf, denetlenebilir,
demokratik bir yönetimin sağlanması, Devletle vatandaşın menfaatlerinin
uzlaştırılması, ayrıca bireyin bilgi edinme hakkının sağlanması hususlarında
Devlet sırları ve gizlilik kavramlarına açıklık getirilmesi zorunluluğu hasıl
olmuştur.
Devlet
sırrına ilişkin alanı mevzuatla düzenleme yoluna gidilirken, elbette ki,
Devletin meşru hakları ve demokratik kurumların korunması ilkesi göz ardı
edilmezken vatandaşın bilgi edinme hakkının gereksiz kısıtlanmaması da ön
planda tutulmalıdır. Diğer bir deyişle, kişi yararı ile toplum yararı dengede
tutulmalı ve yalnız toplum yararının üstün tutulmasının gerektiği hallerde, o
da demokratik bir toplumun zorunlu kıldığı ölçüde müdahalede bulunulmalıdır.
Devlet sırrı ve gizliliği kavramları kolayca
tanımlanabilecek kavramlar olmadığı için, gereksiz
yere genişletildiği takdirde bilgi edinme hakkının sınırları daralacağından,
Devlet gizliliğinde bilginin özü itibariyle bu niteliği taşıması koşulu
aranmalıdır.
Toplum için başta gelen
yarar, Devletin güvenliği, milli varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni, iç ve dış
menfaatlerini korumaktır. Sözü edilen kavram ve menfaatler, Devlete ait bazı
bilgi ve belgelerin mutlaka gizli kalmasını gerektirir. Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin ‘ifade özgürlüğü’ başlığını taşıyan 10 uncu maddesinde, ifade
özgürlüğünün demokratik bir toplumda zorunlu tedbir niteliğinde olarak ulusal
güvenlik ve ulusal yararlar gerektirdiğinde kısıtlanabileceği belirtilmiştir.
Diğer yandan, demokratik
düzende aynı zamanda korunması gereken diğer bir değer de, vatandaşların,
Devletin işlemleri, faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olabilmek, haber
alabilmek hak ve hürriyetleridir. Günümüzdeki yaklaşım, yönetimin bilgi verme
ödevi ve bireylerin bilgi alma hakkının bir kanunla düzenlenmesi ve yine Devlet
gizliliği kavramının tanımlanmasını zorunlu hale getirmiştir.
Devlete ait yararlar ile
vatandaşların bilgi edinme hakkı bağdaştırılmak suretiyle bazı ülkelerde de
(Örneğin İspanya gibi) Devlet sırları konusu ayrı kanunla düzenlenmiştir. Bu
kanunlarda Devlet sırrı olabilecek hususların vasıfları tayin ve gerektiğinde
tanımları verilmekte ve bu sırları tespit ve takdir edebilecek merciler kanun
tarafından açıkça gösterilmekte, böylece idarecilerin takdirine göre gereksiz
konuların sır haline getirilerek vatandaşın bilgi edinme hakkının kısıtlanması
önlenmektedir.
Yukarıda sözü edilen her iki
menfaati bağdaştırmayı hedef alan Tasarıda
sır teşkil edebilecek hususlara ilişkin koşullar belirtilmiş, Devlet
sırrına ve gizliliğe hangi kurum, kurul ve kuruluşların karar vereceğine dair
düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemeyle aynı zamanda Türk Ceza Kanunu ve
diğer bazı özel kanunlardaki konuyla ilgili kavramların da doğru uygulanmasına
katkı sağlanmış olacaktır.
Tasarıda, ‘devlet sırrı’ ve
‘niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgeler’ biçiminde iki
ayrı kavram temel alınmıştır. Doğrudan doğruya Devletin güvenliği, milli
varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni, iç ve dış menfaatleri gibi olmazsa olmaz
kavramlarla ilgili olarak yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları
halinde tehlike yaratabilecek bilgi ve belgeler “Devlet sırrı” olarak kabul
edilmiş; Devlet sırrı olmamakla birlikte yetkili makamlarca ya da özel
kanunlarda veya yetkili olmayanlardan başkasının eline geçmesi halinde kişi,
kurum ve kuruluşları zarara uğratabilecek bilgi ve belgeler de ‘niteliği
itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgeler’ olarak tanımlanıp Tasarı
kapsamına alınmıştır.
Tasarıdaki düzenlemeler
Devlete ait sırlar ve yine kamu kurum ve kuruluşları gibi Devlet birimlerine
ait gizliliklerle ilgili olup, gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait
gizlilikler bu Tasarı kapsamı dışındadır. Diğer bir deyişle Tasarı kamusal
gizlilik alanını düzenlemektedir.
Tasarıyla, iç ve dış
güvenlik,askerî ve siyasi alanlar dışında ekonomik alanlardaki Devlet sırları
ve gizlilikler de kapsama alınmıştır. Koşullarının varlığı halinde Devlete ait
bir kısım ekonomik bilgi ve belgeler de Devlet sırrı ya da gizlilik kavramları
içersinde nitelendirilebilecektir.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1 – Maddede Kanunun amacı
belirtilmektedir.
Madde 2 – Maddede Kanunun kapsamı
belirlenmektedir.
Madde 3 – Maddede bilgi ve
belgelerin hangi hallerde Devlet sırrı olarak nitelendirilebilecekleri
belirlenmiştir.
Buna göre, bilgi ve belgelerin
Devlet sırrı olabilmesi için öncelikli koşul, bunların, Devletin güvenliği,
milli varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni, iç ve dış menfaatleriyle ilgili
olması, diğer bir koşul da, yetkili olmayan kişilerin eline geçmesi hâlinde
yukarıda belirtilen hususlarda tehlike yaratabilecek mahiyette bulunmasıdır.
Maddede
sözü edilen bilgi ve belgelerin kapsamı konusunda bir kuşku bulunmayıp bunlar,
Devletin sahip olduğu her türlü veri ile
yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt,
mektup, program, talimat, kroki, plan, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti,
harita, bilgisayar hard diski, disketi ve kompakt disk gibi taşıyıcılar ve
donanımlardır.
Donanım kavramı ise, bilgi ve haberin gizliliği dışında bu gizliliği
muhafaza etmeye yönelik önlemler ve sistemler manzumesini ifade etmek için
kullanılmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasıyla, Millî İstihbarat Teşkilâtının üstlendiği
görevin özelliği nedeniyle emsal yabancı istihbarat teşkilâtlarında olduğu
gibi, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı
Kanununun 4 üncü maddesinde gösterilen görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve
belgelerin, nitelikleri gereği Devletin güvenliği ile ilgili olması nedeniyle
birinci fıkra kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Madde 4 – Madde ile, Devlet sırrı olmayan ancak yetkili olmayanların eline
geçmesi veya duyulması hâlinde , kişi kurum ve kuruluşları zarara uğratabilecek
bilgi ve belgelerin anılan nitelikleri itibariyle gizli kalması gerektiği
belirtilmektedir.
Bu kategoriye, askerî makamlar tarafından tesis olunan savunma ve
askerî konulara dair işlemlerle ilgili bilgi ve belgeler, Devlet çapında veya
kendi görev alanlarında istihbarat çalışması yapan kamu kurum ve kuruluşlarının
bu görev ve faaliyetleriyle ilgili bilgi ve belgeler, Milli İstihbarat
Teşkilâtının 4 üncü maddesi kapsamı dışında kalan ve niteliği gereği gizli
kalması gereken tüm bilgi ve belgeler ile Devletin iç ve dış menfaatlerini
yakından ilgilendiren ekonomik ve ticari faaliyetlerine ve bu yöndeki
politikalarına ilişkin çalışmalarla ilgili bilgi ve belgeler girmektedir. Diğer
taraftan özel Kanunlarda gizli olduğu belirtilen ve gizliliğin ait olduğu makam
ve kurul tarafından yayımı ve açıklanması yasaklanabilen bilgi ve belgeler de
bu kapsamdadır.
Madde 5 – Madde ile bu Kanunun 3 ve 4 üncü maddelerinde niteliği gösterilen
bilgi ve belgelere verilecek gizlilik dereceleri belirlenmektedir. Elbette ki,
bu Kanunla tanımlanan “çok gizli” ve “gizli” gizlilik dereceleri, kamu kurum ve
kuruluşlarının diğer gizlilik dereceleri ile işlem yapabilmelerine engel
değildir.
Maddenin ikinci fıkrasıyla uluslararası nitelik taşıyan gizlilik
derecelerini haiz bilgi ve belgelerin karşılıklı olarak korunması
amaçlanmaktadır.
Madde 6 – Madde ile Devlet sırrı olacak bilgi ve belgeyi belirleme yetkisine
sahip olan makam ve kurullar sayılmakta, bu makam ve kurulların kendi görev
alanlarında oluşan Devlet sırları konusunda tam yetkili oldukları
vurgulanmaktadır. Bu makam ve kurulların dışında kalan mercilerin böyle bir
yetkisi bulunmamaktadır. Şüphesiz, maddede gösterilen makam ve kurullar, bilgi
ve belgenin Devlet sırrı olduğuna karar verebilmeleri için 3 üncü maddedeki
koşulları dikkate alacaklardır.
Devlet sırrının yetkili makam ve kurulların daha alt
kademelerinde oluşması söz konusu olduğunda, yetkili makam ve kurula ulaşmasına
kadar geçecek sürede korunmasının sağlanması için bu alt kademeler tarafından
da Devlet sırrı niteliği verilmesine olanak tanınmış, ancak bu durum
gecikmesinde sakınca bulunan hâller için öngörülmüştür. Bu nedenle alt kademe 7
gün içinde asıl yetkili makam ve kurula Devlet sırrı niteliğini verdiği bilgi
ve belgeyi ulaştırıp onayını almadığı takdirde, Devlet sırrı niteliği
kendiliğinden kalkacak ve bilgi ve belgenin niteliği itibariyle taşıması
gereken gizlilik derecesi yetkili makam ve kurul tarafından belirleninceye
kadar “gizli” gizlilik derecesine göre işlem görecektir.
Bu şekilde, alt kademelerin yetkili makam ve kurulun bilgisi dışında
Devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belge oluşturmamaları ve bu bilgileri kendi
uhdelerinde tutmamaları amaçlanmıştır.
Madde 7 – Tasarı ile 6 ncı maddede sayılan makam ve kurulların kendi görev
alanlarına giren konularda, Devlet sırrı niteliğinde olmayan, ancak niteliği
itibariyle gizli kalması gereken bilgi ve belgelere “gizli” gizlilik derecesi
vermeye yetkili oldukları, aynı şekilde 4 üncü madde kapsamında ifade edilen
kamu kurum ve kuruluşlarının da bu konuda yetkilendirildikleri öngörülmektedir.
Madde 8 – Bu Tasarı kapsamında “çok gizli” ve “gizli” olarak uygulanan
gizlilik derecelerinin süreli veya süresiz olacağına maddede yer verilmiştir.
Süreli olarak verilen gizlilik derecesi belge üzerinde gösterilmelidir.
Diğer taraftan gizlilik derecelerini ve bunların süresini belirleyen
makam ve kurulun, gizlilik derecesini değiştirip kaldırmasının ve sürelerini
değiştirmesinin her zaman mümkün olduğu maddede vurgulanmış, üst merciinin bu
derece ve süreleri değiştirme ve kaldırma konusunda tam yetkili olduğu
belirtilmiştir.
Öte yandan, “çok gizli” ve “gizli” gizlilik dereceli bilgi ve
belgelerin bu niteliklerini koruyup korumadığının tespiti için en geç iki
yıllık sürelerle gözden geçirilmesi esastır. Bu gözden geçirme sonucu yetkili
makam, gizlilik derecesini ve süresini değiştirip kaldırabilecektir.
Aksine bir karar alınmadığı sürece, “çok gizli” gizlilik dereceli bilgi
ve belge gizlilik derecesinin ilk verildiği tarihten itibaren 30 yıl, “gizli”
gizlilik dereceli bilgi ve belge ise 10 yıl sonunda bu niteliklerini kaybeder.
İki yıllık sürelerle gözden geçirme işlemleri sırasında bu sürelerin uzatılması
mümkündür.
5 inci maddenin ikinci fıkrasında belirtildiği gibi uluslararası
nitelik taşıyan gizlilik derecelerini haiz bilgi ve belgelerin süreleri de
karşılıklılık esasına göre gözetilecektir.
Madde 9 – Maddede “çok gizli” ve “gizli” gizlilik dereceli bilgi ve belgeleri,
görevinden dolayı öğrenen veya onu inceleyip uygulayan ve korumaktan sorumlu
olanlar dışında kalan kişilerin, bu bilgi ve belgeleri herhangi bir şekilde
bulduğu, öğrendiği takdirde derhal en yakın mülki amire veya kolluk
kuvvetlerine, yurt dışında misyon şeflerine teslim etmek ya da bildirmekle
yükümlü oldukları açıklanmaktadır. Maddede geçen derhal ibaresi, hâl ve icabın
haklı kıldığı en kısa süreyi ifade etmektedir. Bu
şekilde bildirilen ya da teslim edilen bilgi ve
belgelerin geciktirilmeksizin ait olduğu makam ve kurula iletilmesi gerekmektedir.
Madde 10 – Maddede, bilgi ve belgelerin yargı organlarınca talep edilmesi
hâlinde izlenecek yol belirtilmektedir. Buna göre Devlet sırrı niteliğinde olan
ya da Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikte
yabancı devletler ile uluslararası
kuruluşlara ilişkin bulunan
bilgi ve belgeler 6 ncı maddede sayılan kurum ve
kurullarca gerekçesi açıklanarak verilmemesi mümkündür. Yargı organınca
gerekçenin yeterli görülmemesi durumunda bilgi ve belgeyi göndermeyen kurum ve
kurulun mevcutsa en üst amirine başvurarak talebini bir kez daha yinelemesi
mümkün olmakla birlikte, bu merciinin de göndermeme kararı vermesi halinde,
yargı organı mevcut delillere göre karar verecektir.
Buna karşın, “gizli” gizlilik dereceli bilgi, belge ve donanımların
talep hâlinde yargı organlarına gönderilmesi esas olup, 7 nci maddede
belirtilen makam ve kurullarca gönderilmemesi yönünde gösterilen gerekçenin
yeterli bulunmaması durumunda, yargı organına teslim edilmesi zorunludur.
Maddede ayrıca, gönderilen bilgi ve belgelerin taraflara inceletilip
inceletilmemesi hususunun, ilgili kanun hükümlerine tâbi olacağı da
vurgulanmıştır.
Madde 11 – Maddede, 10 uncu madde hükümlerine göre yargı organlarına
verilmesine karar verilen bilgi ve belgelerin yargı organına teslim edilme
aşamasına kadar bilgi ve belgenin ait olduğu makam ve kurul tarafından, teslim
edilme anından tekrar iade edilinceye kadar da yargı organı tarafından yetkisiz
kişilerce elde edilmesini ve açıklanmasını önleyici her türlü tedbirin alınacağı
hususu düzenlenmiştir.
Diğer taraftan yargı organlarına gönderilen “çok gizli” ve “gizli”
gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin teslim anından tekrar iade edilinceye
kadar geçecek sürede bilmesi gerekenler dışındaki kişilerce öğrenilmemesi ve
elde edilmemesi için ne şekilde korunacağının usul ve esaslarının yönetmelikle
düzenlenmesi öngörülmektedir.
Madde 12 – Madde ile Türk Ceza Kanunu ve diğer özel Kanunlara göre suç teşkil
eden fiiller dışında kalan bu Kanuna aykırı fiillerin cezaî yaptırıma bağlanması
amaçlanmaktadır. Fiilin taksirle işlenmesi hâli de maddede düzenlenmiştir.
Madde 13 – Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Başbakanlıkça
çıkarılacak bir yönetmelikte gösterileceği öngörülmektedir.
Madde 14 – Yürürlük maddesidir.
Madde 15 – Yürütme maddesidir.